BURSA’DAKİ TERÖR SALDIRISINA DAİR(20/04/2022)

Bursa’da infaz koruma memurlarını taşıyan otobüse yönelik 20/04/2022 sabah saatlerinde yapılan saldırıda bir infaz memuru vefat etmiş, birçok infaz memuru da yaralanmıştır. Bazı terör uzmanlarının görüşlerine ve kamuoyundaki algıya göre bu saldırı, TSK’nın icra ettiği Pençe-Kilit Operasyonu sonrasında PKK’nın metropollere yönelik saldırı çağrılarının bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’de DHKP-C, PKK/KCK, el-KAİDE, DAEŞ gibi terör örgütlerinin yaptığı saldırılarda yöneldikleri hedefler, saldırıların yapılış şekli ve terör örgütlerinin hareket tarzı(modus operandi) birlikte düşünüldüğünde, 20/04/2022 tarihli Bursa terör saldırısı daha çok PKK’nın eylem tarzına uygun düşmektedir. Kanaatimizce, bu düzeyde bir saldırı bireysel veya yerel motivasyonlara sahip bir suçlunun tasarımı olamayacak kadar karmaşık olup, PKK ve onunla iltisaklı alt ve yan örgütler tarafından yapılmış gibidir. Ancak bu konuda soruşturma devam ettiği için bilahare olayın failleri ve muhtemel örgütsel bağlantılar aydınlanacaktır.

Diğer yandan, menfur terör saldırısının muhtemel amaçlarına ve yapılış şekline bakıldığında istihbarat, güvenlik, yeni terörizm gibi konularda çeşitli zafiyetlerin yeniden gündeme geldiği görülmektedir. Örnek olsun, son dönemlerde ceza ve infaz kurumlarındaki kötü muamele ve işkence iddialarına dair tartışmaların yaşandığı bir atmosferde böylesi bir saldırının yapılmış olması terör örgütü açısından stratejik olduğu kadar yeni terörizm fenomeni açısından ilginç bir durum oluşturmaktadır.

Bursa’nın göbeğinde, hatta Bursa Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün bulunduğu emniyet binasına 3-5 km yakınlıkta bir benzin istasyonu önündeki elektrik direğinin dibine tuzaklanan el yapımı patlayıcı(EYP) ile böylesi bir terör saldırısı yapma imkânı, terörle mücadelede önleyici istihbarat bağlamında bazı zafiyetlerin yaşandığını düşündürmektedir.

Bilindiği gibi gerek MİT gerek de diğer istihbarat birimleri(Emniyet,Jandarma vs.) tarafından yapılan önleyici istihbarat faaliyetlerinin önemi büyüktür. Ancak bu menfur terör saldırısında, öyle gözüküyor ki, önleyici istihbarat eksikliği yaşanmıştır. Önlenen birçok terör saldırısı ve 15/07/2016 sonrasında yaşanan gelişmeler de birlikte düşünüldüğünde 20 Nisan Bursa Terör Saldırısı’nın bir kırılma noktası teşkil ettiği de söylenebilir. Çünkü Türkiye’de 2017 yılından beri bu düzeyde bir saldırının yapıl(a)madığı ortadadır. Bu durum da bazı spekülasyonlara sebebiyet verecek bir durum oluşturmaktadır.

Umuyorum ki, MİT, EGM İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıkları, Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri, A(sol örgütler) ve B(bölücü örgütler) büro elemanları bu saldırının arkaplanını, failleri, azmettiricileri en kısa zamanda aydınlatacaktır.

Olayın hukukî boyutuna bakıldığında ise, bu terör saldırısıyla ilişkisi olan şüpheliler Türk Ceza Hukuku açısından çeşitli suçlamalar ile önümüzdeki günlerde –inşallah- yakalanacak ve Bursa terör ihtisas mahkemelerinde yargılanacaktır.

Menfur terör saldırısı doğrudan vahim nitelikte olduğu için öncelikle devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma veya anayasayı ihlal(TCK md 302/309), tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi(TCK md 174), bir polis hayatını kaybettiği için kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme (TCK md 82/1-g) ve servis aracında olup takriben sağ kurtulan 30 kişiye yönelik ayrı ayrı kasten öldürmeye teşebbüs(TCK md 35) ve iş yerleri zarar gören esnaf yönünden ve saldırının yapıldığı otobüs açısından mala zarar verme(TCK md 151) gibi çeşitli suçlardan soruşturma ve kovuşturma süreçleri olacaktır.

‘’Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.’’ TCK md 302

‘’ Kasten öldürme suçunun; a) Tasarlayarak, b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle, d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı, e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı, g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla, i) Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle, j) Kan gütme saikiyle, k) Töre saikiyle, İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.’’ TCK md 82

Emniyet birimleri tarafından olay yeri inceleme ve istihbarat çalışmaları neticesinde inşallah bu kanlı terör saldırısına iştirak eden, saldırıya yardım eden vs failler yakalanacaktır.

Muhtemelen PKK üyesi (veya PKK’nın Suriye kolu olan YPG ile ilişkili Suriyeli) şahısların, üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, Bursa’da infaz koruma memurlarına yönelik icra edilen 20/04/2022 tarihli terörist eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu aşikâr olduğundan olayın yargılamaya konu olması durumunda sanıklar TCK md 302 kapsamında cezalandırılacaktır. Amaç suç olan TCK’nın 302. maddesinde yazılı devletin birliği ülke bütünlüğünü bozma suçunun oluşumu için, elverişli bir fiilin bulunması gerek ve yeter şart olup; bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde işlenen diğer suçlardan ayrıca ceza tayin edileceği TCK’nın 302 /2 maddesinden anlaşılmaktadır. (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017/4063 E., 2018/1938 K.)

TCK md 302 yani devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu açısından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla, faillerin Türk Ceza Hukuku’ndaki en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacağı ve bu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının hükümlüler ölünceye kadar süreceği, yani 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/16 delaletiyle koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağı ortadadır.

Bu terörist saldırıyı en ağır şekilde kınıyoruz.

Terörist saldırıların önlendiği, saldırı hazırlığındaki teröristlerin eylemlerini yapamadan yakalandığı günlerin umuduyla…

Güler Hukuk Bürosu

Av.Onur Güler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.